48 bin lira KOSGEB kredisinden 200 milyon liralık yatırıma giden başarı

48 bin lira KOSGEB kredisinden 200 milyon liralık yatırıma giden başarı

Aysun Macit, yaklaşık 35 yıl önce aile bütçesine katkı vermek ve daha iyi koşullarda yaşamak amacı ile Bafra’da bulunan bir tekstil atölyesinde işe başlamış. Temizlik ve getir-götür işleri ile başladığı çalışma hayatında öğrenme merakı ve pes etmeyi bilmeyen mücadeleci yapısı ile kısa zamanda mesleğin inceliklerini öğrenmeyi başarmış. Kendisini hazır hissettiği bir günde ailesi ve yakınlarına kendi işini kurma düşüncesini açmış. Bu noktada “Doğrusu söylemek gerekirse eşim dışında pek kimseden de destek görmedim” diyor. Zorlu ve bir o kadar da meşakkatli süreç ardından kader bu ya 7 yıl yanında çalıştığı patronunun işyerini kiralayarak  işini daha da büyültmüş.

 

Bugün Bafra Organize Sanayi Bölgesinde yaklaşık 200 milyon liralık bir yatırımla yaptığı modern fabrikayı üretime açma yolunda son hazırlıklarını yapıyor. Halen 250 dolayında olan personel sayısı yeni tesis ile bir anda 500’e çıkacak. Girişimci olarak en büyük derdi ilgisizlik. Öyle ki yakalandığı kanser hastalığı bile umurunda değil ama yüzlerce insana iş aş vermesinin karşılığında kapısının sadece seçim dönemlerinde çalınıyor olması onu çok yaralamış. “Bizi sadece oy dönemlerinde resim çektirdikleri bir konu mankeni olarak görmesinler. Dertlerimizle de dertlensin, elimizden tutsunlar ki daha çok insana ekmek kapısı olalım” diye sesleniyor.

 

Evet; eşten, dosttan aldığı borç paralar ile ticaret hayatına atılan ve şimdi yüzlerce çalışanına patron değil bir anne bir abla olan 2 çocuk annesi Aysun Macit ile duygu ve bir o kadar da sitem yüklü sohbetimizde sorularımıza yanıtları şöyle;

Bize kendinizi tanıtır mısınız?

Samsun’un Bafra ilçesine bağlı Şeyhören köyünde 1975 yılında doğdum.2 Çocuk annesiyim. Geçim zor. Hayat kolay değil. Evimizin bütçesine katkım olsun diyerek 14 yaşında bir tekstil firmasına işe girdim. Hiçbir şey bilmediğim için lavaboları yıkar, temizlik yapardım. Ayrıca bana getir-götür işlerini yaptırırlardı. Tüm bunları yaparken bir yandan da işyerindeki makineleri tanımaya başladım. Molalarda makina başına geçip parçaları dikerdim. Karşılığını da aldım bir süre sonra temizlik işlerinden alınıp makine başına geçtim ve 7 yıl makinada çalıştım. Sonra bant şefliği yaptım. Benim için büyük sevinç kaynağı olmuştu çünkü artık şef olmuştum.

Bir gün patron olabileceğinizi hiç düşündünüz mü?

Patron olacağım asla aklıma gelmedi. Ama şu vardı. Genellikle işverenlere hep muhalefet oldum. Neden?  Çünkü üç ayda bir maaş alıyorduk. Yani çalıştırılıyorduk ama ücretlerimiz geç ödeniyordu. Yemeğimiz, servisimiz yoktu. Sigortalarımız bile ayda 3-5 gün gösteriliyordu. Böyle bir çalışma ortam. Buna rağmen gece gündüz çalışıyorduk. Hatta Ramazan ayında iyi hatırlıyorum sahurda davulcular sokağa çıkar, biz eve girerdik. Yani o iş saatte biter evimize giderdik. Tüm olumsuzluklara karşın iş yerini asla terk etmedik. Böyle bir sorumlulukla çalıştık. Yani sadece ben değil, o dönemin, o jenerasyonun çalışanlarının hepsi bu şekilde işlerine saygısı ve sorumluluğu vardı. Sonra işte şeflikten sonra ustalık vasfına geçtim. Bir rütbe daha aldım. 90 kişinin sorumlusu oldum. Olurda bir gün patron olursam çalışanlara maaşlarını, sigortalarını gününde ödeyeyim, yemeklerini vereyim diye dua ederdim. İnanın dualarım buydu. Şükürler olsun nasip oldu.

 

Hangi yılda işinizi kurdunuz?

 

Kendi işimi 2016 yılında kurdum. Beş param da yoktu.  KOSGEB ’ten 48 bin lira girişimcilik kredisi aldım. Ayrıca eş dosttan bulduğum emanet para ile 7 makine, 7 çalışanla mahalle arasında bir binanın 150 metrekarelik zemin katında hazırlık işleri yaptım. Kendi ailemden de hiç destek almadım. Zamanla işim ardınca 44 kişiye kadar çıktık. Çalışanların yemeklerini de kendim yapıyordum. Zamanla para kazanınca bir aşçı aldık. Sonra çalıştığım firmalar daha büyük bir yere geç. İş verelim daha fazla üret dediler. Hiçbir zaman iş veren şirket ve firmalara yapabileceğimden fazlasını söylemedim Yapabileceğimiz kadar iş aldık kaliteli yaptık gününde teslim ettik. Bizim başarımızın anahtarı da bu oldu zaten. Çünkü ticari hayatta güven ve istikrar çok önemli. Yani elemana göre iş alıyordum. Hedeflerimi de daima buna göre belirledim.

 

İşçi olarak çalıştığınız tesisi yıllar sonra nasıl aldınız?

 

Personel sayısı ve siparişler arttı. Firmalarda daha geniş yere geç diye baskı kurmaya başlayınca mecburen bir arayışa girdik. 2018 yılında aklıma eski patronum geldi. Karşısına çıkıp burayı bana kirala dedim. Şans işte o da kabul etti. Hemen kirala, arkana bile bakma kelimesini söyledi bana. Hani insan bir tereddüt eder, kirayı öder mi ödemez mi? Ama bana dediği kelime sen yaparsın, arkana bile bakma oldu. Sen işi nasıl büyütürüm ona bak dedi. Bu kelimesi bana büyük bir güven verdi. Böylece bir anda yıllar önce bir zamanlar temizlik yaparak girdiğim iş yerinin sahibi oluverdim. Ve hemen burada bir bakım ve tadilat işine girdim yaklaşık 3 milyon lira harcama ile kendimize göre yeniden dizayn ettik ve çalışmaya başladık. Bir anda 3 bin 600 metre karelik bir yerin sahibi olduk. Çalışan sayımız ve üretimimiz arttı.3 ay için de de tüm borcumuzu ödedik.

 

3 milyonun tamamı da borç muydu?

 

Ne yalan söyleyeyim hiç param yoktu. Ama çevremde bir itibarım olmuş, insanlar bana güvenmişlerdi. Ben de paralarının kalmayacağını hepsi biliyordu. Güven çok önemliydi. Sonuçta çok kısa zamanda üç ay içinde hem çalışanlarımın maaşlarını gününde ödedim hem de tüm borçlarımı bitirdim. Eski patronumun döneminde burada 800 kişi çalışıyordu.33 tane de idareci vardı. Onların içinde bir tek ben bu aşamaya geldim. Bazı arkadaşlarım da küçük iş yerleri kurdular. Çünkü cesaret edemediler. Risk alamadılar. Ticaret çok farklı bir şey. Şükürler olsun kanunlara, nizamlara uygun çalışıyorum. Çalışanıma borcum yok. Vergilerimi, sigortamı, elektrik, su paramı gününde öderim. Her şeyim kayıt altındadır.

 

Şimdi Bafra OSB’de yeni bir fabrika yapıyorsunuz

 

Evet, İnşaatın yüzde 80’lık dilimini şükürler olsun tamamladık. Bittiğinde çok güzel bir fabrika olacak. 6 bin metrekaresi kapalı 10 bin metrekare alan üzerinde. Oradaki hedefim en az 500 kişi çalıştırmak. 3 firmayla anlaşmayı planlıyorum. Zaten daha fabrika bitmeden üretim bantlarını istemeye başladılar. İş sıkıntımız asla yok. Her iş kolunda olduğu gibi bizim sektörde de işinizi doğru ve kaliteli yapar, gününde teslim ederseniz asla sıkıntı yaşamazsınız. Çünkü size sipariş verenler de sözünüze güvenerek iş alıyor, sipariş veriyorlar. Güven çok önemli.

 

Yani kalite ve sözünüze sadık olmanız mı sizi sektörde büyüttü?

 

Aynen öyle. İşin içerisinden gelmem. Bu benim için avantaj oldu. İşin içerisinden geldiğim için bir yerde sorun olduğu zaman müdahale edebiliyorum. Acil bir durumda hani doktorlar profesörlere gider ya, biz de burada ne yapıyoruz? Hemen bir çözüm bulabiliyoruz. Geriye atmıyoruz işi. Bir de şu var. Bizim meslekte olmazsa olmaz ekip ruhu çok önemli. Muhasebe kısmında çok profesyonel olman gerekiyor. İçeride amatör çalışmamız lazım. Çünkü her kesimden insan var. Her insanın nabzına göre şerbet vermek zorundayız. Hani kimisi eşiyle tartışıyor, anlıyorsun. Psikolog gibi oluyorsun. Yani onun derdini dinliyorsun. Kimisinin çocuğundan sorunu oluyor, kimisinin borçları oluyor.

 

Zaten bir rahatsızlığınız var bunlar sizi yormuyor mu?

 

Valla ben onları dinledikçe daha çok mutlu oluyorum. Eğer ki bir şeye yardımcı olabiliyorsam ne mutlu bana. Bazen kredilerinden dolayı bankadan kırmızı çizgiyi yiyorlar. Geliyorlar işte Aysun abla, böyle böyle bizim ödememiz var, icra geldi. Bunu yapamazsak zor durumda kalacağız diyorlar. Durmak mümkün mü elimden ne geliyorsa yapıyorum. Ben ve tüm çalışanlarım burada bir ekip ruhu ile çalışıyoruz. Birimizin derdi hepimizin

 

Gördüğüm kadarıyla siz patrondan ziyade bir abla bir anne olmuşsunuz.

 

Zaten böyle olmazsak bu aşamaya gelemezdik. Bu iş ekip işi. Bizim işimiz  böyle despotluk gerektirmiyor, otoriterlik gerektirmiyor. Çalışanlar senin hazinen, çalışanları hazinemiz gördüğümüz bu aşamaya geldik. 6 yıl kirada buranın kazancıyla buradaki olan yaptığımız kâr marjı işlerle o fabrikamızın yatırımını yaptık. Yüzde 50 özkaynakla geri kalanı yatırım teşvik kredisi kullanarak. Yatırım teşvik kredisini kullanarak ama karşılığında ipotek vererek kredi kullandık. Yeni fabrikamıza şu ana kadar 70 milyon lira harcama yaptık. 20 milyon daha harcayacağız.  Bir bu kadar da makine yatırımımız var. Tüm bunlar kolay işler değil. 200 milyon liralık bir yatırımdan söz ediyoruz. Şu anda benim yatırım teşvikten aldığım paranın karşılığında ipotek vererek ben bu parayı kullandım. Hiçbir banka yatırım kredisi kullanmak istiyorum dediğimde ipotek görmeden bir şey vermediler. Size çok ilginç bir şey anlatayım. Kullanacağım kredi karşılığında bunaldığımı gören fabrikamın çaycısı oturduğu evini ipotek göstermemi istedi. Bunu kim yapar işte bizler burada hepimiz 250 kişi tek vücut gibiyiz.

 

Peki kadın girişimci olmak nasıl bir şey?

 

Bunun artı yönleri de var, eksi yönleri de var. Bu meslekte şey var böyle. Nasıl diyeyim cıvık insanlar da var, çok despot insanlar da var. Sen çizgini koyarsan zaten o çizgiyi geçemez. Aldığın kararların arkasında durursan kadın olsun erkek olsun hedefine ulaşıyorsun. Kadın olarak zor olan ne? Mesela bir müşteriye gideceğin zaman aniden bir yola çıkacaksın, ister istemez tanımadığın bir ortama giriyorsun. Orada nasıl bir insanla karşılaşacaksın bunu bilmiyorsun. Yani sonuçta kadınsın ama güçlü olursan, çizgilerini koyarsan korkma.  Mesela ben bir günde İstanbul gibi bir yerde Çatalca'ya da gittim, Maslak'a da gittim, Güneşli ye de gittim, Esenyurt'a da gittim, iş toplantılarına gidiyorum, orada işlere bakıyorum, o şekilde iş bitmeden iş ayarlıyorum iş senin ayağına geliyor ama takip etmeli ,çalışmalısın.

 

Cumhurbaşkanımız karşınızda olsa ne söylemek istersiniz?

 

Emin olun bunu çok isterim. Sayın Cumhurbaşkanımız şu an karşımda olsa ya da bir fırsat olsa yanına gitsem.  Bir kadın girişimci olarak anlatacağım çok şey olurdu. En basiti bize sahip çıkılmasını isterdim. Bugün burada çalışıyoruz, ülkemiz için üretiyoruz, istihdam sağlıyoruz ama bazı kurumlar hariç kapımızı çalan yok. Ne yapıyorsunuz? Bir derdiniz veya şikâyetiniz var mı? diye soran yok. Seçimden seçime ziyaret edilip bizlerle, çalışanlarımızla resim çekilip gidilmesini istemiyoruz. Daha açıkçası artık kimsenin bizi konu mankeni olarak görmelerini istemiyoruz. Dertlerimizle dertlenmelerini, daha çok üretmemiz ve daha fazla insana iş vermemiz, ülkemiz ekonomisine olan katkımızın artması için elimizden tutulmasını istiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanıma bunları söylemek isterdim. Seçim döneminde her gün kapımıza gelenler şimdi bir anda ortadan yok oldular. İşte bunları anlatmak isterdim. Umarım bu arzum sizin vasıtanızla yerine gelir. Ama biz ona takılarak kesinlikle biz demoralize olmuyoruz. Bak ben hiç küsmem. Niye küseyim ki? Ben şu an işimi yapıyorum. Yine söylüyorum ben burada ne yaptım? 250 kişiye istihdam veriyorum değil mi? Sayın Cumhurbaşkanım, görevlendirdiğin kişiler görevini yapsın. Kimsenin hakkına girmesin. Çalışanla çalışmayanı ayırt etsin. Ben burada bir kadın girişimci olarak değil, bir işveren olarak sesleniyorum artık canım çok yanıyor. Sağlık sorunlarım olduğu halde bile işimde olduğu kadar evimde mutlu olamıyorum.  Gidiyorum kemoterapi iğnesi vuruluyorum. 3 gün evde yatmam lazım ama direkt buraya geliyorum. Bizler ülkemize. Üretmeye, insanlara iş ve aş vermeye sevdalıyız lütfen bizleri yalnız bırakmayınız. Bir kadın girişimci olarak konuşmuyorum. Bir elemanın maliyeti bin dolar. Mısır'da 130 dolar. Türkiye'de olan bütün siparişler Mısır'a gidiyor, Bangladeş'e gidiyor, Fas'a gidiyor. Rekabet edemiyoruz. Buradaki olan siparişler bize gelse bizim Türkiye’de daha çok istihdam sağlasa, tekstilde istihdam olduğu zaman benzincisi kazanıyor, marketi kazanıyor, kasabı kazanıyor, terzisi kazanıyor, esnafı kazanıyor, çöpçüsü kazanıyor, yani bir kalkınma oluyor.

Whatsapp iletişim
Müşteri Hizmetleri
Yardıma mı ihtiyacınız var? Whatsapp'ta bizimle sohbet edin